Islık Çalan Buz

DSC_4565Kıyıdan uzaklaşmak istermişçesine gölün üzerine bir dil gibi uzanmıştı  mersin ağacı.  Orta yaşlı adam bulunduğu  sık orman ağaçlarının dallarının arasındaki göl seviyesinden biraz yüksekçe penceremsi boşluktan, inatçı ve esnek  mersin ağacının  üzerine oturmuş  ve bacaklarını suyun içine daldırmış halde elindeki kamışın ucuna bağladığı oltasıyla balık tutmakta olan  genç adamı izliyordu.

En fazla 16-17 yaşlarında gösteren genç adam, zamanın içinde kaybolmuş izlenimi uyandıran ağır hareketlerle kamışının ucundaki oltasına, boynunda asılı torbasından çıkardığı yemleri takıyor, sonra misinasına başının üzerinden geniş ve  ıslıklı bir daire çizdirerek gölün ortasına doğru fırlatıyordu. Onu her defasında suya düştüğü anda bir merkezden yayılmaya başlayan ve giderek büyüyen dairelerin tam ortasına denk getirmeyi başarıyordu.

Mütemadiyen tekrar eden bu görüntüyü izlerken,  orada olduğunu  fark etmesine  ihtimal vermediği   çocuğun çok yavaş ve kararlı bir şekilde arkasına dönüp, orada olduğunu biliyor muşçasına  bakışlarını kendi üzerine çevirdiğini, kapalı olan gözlerini aniden açarak  gülümsediğini gördü.

Adam, nasıl fark edildiğini  bilemiyordu. Çok kısa süren  anlık bir şaşkınlık yaşadı. Göz göze geldiklerinde şaşkınlığı bir kat daha arttı.

”Ama…” diye fısıldadı  gayriihtiyari. ”Ama bu gözler..?”

Ürkmüş ve yaşadıklarına bir anlam verme çabasındaydı.  Kendisine bakan bu bir çift gözden kurtulmak istedi.

Çünkü;

Bu gözler kendisine aitti ve kendi kendisine bakıyordu, kendi gözleriydi bakan.

Adam korkuyla karışık duygularla  ve zorlukla hükmedebildiği gözlerini kapattı.

Neyse ki öteki, aynı yavaşlıkta sırtını döndü.  Yeniden yaptığı eyleme yönelip tekrar eski  pozisyonunu aldı. Havada daireler çizen misinanın  ıslık  sesleri daha da  tizleşmiş, üstüne üstlük  bu ıslık seslerine  rahatsız edici sert kırılma efektleri  de katılmıştı.  Durum çok huzursuz ve rahatsız edici bir hal almıştı.

Ürküten ve tedirginliğini arttıran bu seslerden bir an önce uzaklaşmak, oradan kaçmak istiyordu. Daha fazla dayanamadı, gözlerini yumdu. Kendisinden geçip derin bir uyku haline gömüldü.

***

Gözlerini açtı. Yüzünde acı vardı. Yanağında iz bırakmış olan  donmuş buz kristallerinin arasındaki taze ezilmiş otların kokusunu hissetti, doğruldu.

Keskin ve ürperten esintinin insanı savunma pozisyonuna zorladığı bir günün sabahında evrende tek başına olduğu kanaatine kapılmıştı. Giderek daha da belirginleşen yanı başındaki golün üzerinden yansıyan taze gün ışığına alışmaya çalıştı.

Golün üzeri buz donmuştu. Ağır ağır gün ışığının kovmaya çalıştığı sislerin arasındaki  golün belki de milyon yıllık düşmanı gölgeler, sessiz kayaların hükümranlığından bir kez daha kurtulmaya çalışıyordu. Gölün yüzeyindeki  donmuş buz tabakası , ıslıklar eşliğinde sert gürültülerle çatlıyordu.

Sesler için kulaklık tavsiye ederim

(Islık sesleri  ancak kulaklıkla duyulabiliyor.)


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s